Kasım 05, 2014

Ayşe Teyze

Bugün evin Ayşe teyzesiyim, evi köşe bucak temizleyip bir de akşam yemeği için dolma yaptım, ütü için çamaşır makinasının bitmesini beklerken Ayşe Teyze geldi aklma ve onun için yazmak istedım bu sefer.
Ayşe Teyze hayatımıza 2002 yılında Derin ile birlikte girdi,  yeni doğum yapmış hormonların emrinde bir anne olarak ilk gördüğümde ben bu kadına mı bırakacağım çocuğumu diye ağlamıştım çünkü ondan bir önceki aday üniversite mezunu 45 yaşlarında iki büyük çocuk annesi çok hoş bir hanımdı ve biz zamanında geri dönüş yapmadığımiz için başkası ile anlaşmıştı.

Ayşe Teyze ise çiçekli uzun eteği , baş örtüsü , terlikleri ile bambaşka idi. Fakat diğer adaylardan farklı olarak görüşmeye geldiğinde şartları konuşmak yerine Derin'i sevmeyi tercih etmişti ve ne dersek siz bilirsiniz diyordu.12 yıl boyunca da hep siz bilirsiniz dedi, bir kere para konuşamadık kendisi ile , bir kere olsun parasını elden almak istemedi, hep rahatsızlık duydu para ile ilgili işlerden. Ama bayramlarda , doğum günlerinde hiç ihmal etmedi Derin'in harçlığını .
12 yıl boyunca bize hem anneanne oldu, hem aşçı, hem çocuğumuza baktı sanki öz torunu gibi hem evimize. Hatta zaman zaman bizde kalan hasta kayınvalidemle bile ilgilendi.
Öyle güzel yemekler yaptı ki şişmanlatti bizi, herşeyi yiyecek bu çocuk dememe rağmen hep Derin'e sevdiği yemeklerle arka çıkıldı.
Eger Derin'e kızmışsam sinirim geçene kadar gitmedi bekledi, bak ben gidince iyi davran çocuğuma diye tembih edildi. 
Mercimekli köftelerinden , zeytinyağlı sarmalarından kimler tatmadı kimler: iş arkadaşlarım , komşularım, hatta Derin'in servis şöförleri bile.
Derin ondan sevgiyi öğrendi ve kocaman sevilmeyi.

Ve Moskova'ya gelirken ben niye daha önce bırakmadım Derin'i bilemedim ayrılığın bu kadar zor olacağını diye ağladı.

Ve biz de söz verdik, her gelişimizde onu göreceğimize..








Kasım 03, 2014

Bayram bahane , tatil şahane


Yarin Rusya'da birleşme günü (Unity Day) kutlanacak, bu nedenle pazartesi ve salı ulusal tatil ama bizim kız ingiliz okuluna devam ettiği için okulu açık , yani karı koca baş başa kaldık. Okul tatil olmayınca bizim St Petersburg gezisi de iptal oldu.

Bu durumda biz de klasik Moskova eğlencemiz olan yürüyüş için dışarı çıktık.Hava gerçekten çok soğuk , yerler buz içinde, bizden başka kimse yok sokaklarda , bir biz bir de tatili fırsat bilip Moskova dışından gelenler var.Hem soğuk , hem yağmur bizi durduramadı, uzun bir yürüyüş sonrası eve döndüğümüzde şemsiyelere rağmen sırılsıklam ıslanmıştık.

Moskova boşalmış durumda , yani durum bizdeki gibi . Bayram bahane , tatil şahane.
Pek çok kişi 4 Kasım'ın tatil olduğunu biliyor ama niye olduğunu pek bilen yok.
Kızıl Meydan yarınki gösteriler için hazırlanmış , 2. Dünya savaşından kalma askeri araçlar gösteri için meydana getirilmiş ama gösteri programı ile ilgili bir bilgiye ulaşamadım internette. Fotoğraflamak istiyorum ama anlaşılan işim biraz şansa kaldı.




Kasım 02, 2014

Günlerden Nazım bugün Moskova'da, hava kurşun gibi ağır . Novodeviçi mezarliğinda ziyaretine gittik ünlü şairi, siyah granitten yapilmiş mermerden mezar taşına dokunurken gözyaşlarima hakim olamadım, daha yanlizca bir hafta uzaktayken memleketten birden duygusu sardı beni geri dönememenin.
Ve okudum Nazım'ın kendi kaleminden kendini

1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
                                               ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
                                               ben hasretlerin
hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
                                                            verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır
partimden koparmağa yeltendiler beni
                                            sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
              ama durup dururken de yalan söyledim
bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
            çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
            camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
            ama kahve falıma baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
            Türkiye'mde Türkçemle yasak
kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
                                           insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
                             başımdan neler geçer daha
                                                                kim bilir.



                                                                11 Eylül 1961 / Doğu Berlin.